Obezite

Want create site? Find Free WordPress Themes and plugins.

Obezite tedavisinde amaç, gerçekçi bir vücut ağırlığı kaybı hedeflenerek, obeziteye ilişkin morbidite ve mortalite risklerini azaltmak, bireye yeterli ve dengeli beslenme alışkanlığı kazandırmak ve yaşam kalitesini yükseltmektir.

Obezite aslında kronik bir hastalıktır. Obezite tedavisinde kullanılan yöntemler, diyet tedavisi, egzersiz tedavisi, davranış değişikliği tedavisi, farmakolojik (ilaç) tedavi ve cerrahi tedavidir.

Diyet, egzersiz ve/veya ilaç tedavileriyle zayıflayamayan obez bireylere cerrahi tedavi önerilmektedir.

Obezite cerrahisi temel olarak iki prensibe dayanıyor:
– Mide hacmini küçülten (engelleyici, restriktif, kısıtlayıcı) işlemler
– Emilim bozucu (malabsorbtif) işlemler

Engelleyici (restriktif, kısıtlayıcı) girişimler:
– Ayarlanabilir mide bandı
– Tüp mide (sleeve gastrektomi)
– Gastroplastiler (vertikal veya horizontal bant)

Emilim bozucu (malabsorptif) girişimler:
– Gastrik bypass (Roux-en-Y, mini gastrik bypass)
– Biliyopankreatik diversiyon ve/veya duodenal switch
– Sleeve gastrektomi + loop duodenojejunal bypass

DEVAMI

Did you find apk for android? You can find new Free Android Games and apps.
Want create site? Find Free WordPress Themes and plugins.

Ameliyat öncesi bu işlemler hastaların vücut kitle endeksi, yeme alışkanlıkları, diyabet gibi kronik hastalığa sahip olup olmadıklarına göre kararlaştırılır.

Bu ameliyatlardan en uygun olanı doğru hastaya doğru zamanda yapıldığında hayat kurtarıcıdır.

Morbid obezite sınıflamasına giren bireylerin hepsinde obezite cerrahisi endikedir.

Türk Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği’nin 2009’daki çalışmasının “Obezite Tedavi Kılavuzu ve Yaşam Tarzı Önerileri” raporunda VKİ>40 veya VKİ=35-39.9 ve ciddi tıbbi koşulları (yüksek tansiyon, diyabet, uyku apnesi vb) olan hastalarda cerrahi tedavi önerilmektedir.

Ülkemizde teknolojik alt yapı da dahil olmak üzere bu tedavi yöntemleri ile (cerrahi, endoskopik vb) var olan morbid obezlerin ancak 1/1000’i tedavi edilebilmektedir.

Hangi ameliyatın uygun olduğu çeşitli muayene ve tetkikler sonucunda belirlenir. Sonrasında genel cerrah, endokrinolog, diyetisyen, fizyoterapist, psikolog veya psikiyatrın yer aldığı bir multidisipliner toplantıda kişiye uygun en ideal ameliyat planlanır.

Doğurganlık çağında olan ve kısa vadede çocuk sahibi olmayı planlayan kadınların, bu durumu doktorlarına danışmaları gerekir. Obezite cerrahisi ameliyatlarını takip eden 24 ay boyunca hamile kalınmaması tavsiye edilmektedir.

Obezite cerrahisi, açık, laparoskopik veya robotik yöntemlerle yapılabilmektedir.

Obezite cerrahisi için laparoskopik ya da robotik cerrahi yöntemler kullanılarak hastalara açık cerrahiye kıyasla daha konforlu bir iyileşme dönemi sunulabilmektedir.

Obezitenin cerrahi tedavisinde en sık uygulanan yöntemler, tüp mide (sleeve gastrektomi), gastrik bypass ve biliyopankreatik diversiyondur. Kanıta dayalı uygulamalara göre bariatrik cerrahi, etkili, güvenli, ekonomik ve kalıcı bir kilo verme yöntemidir. Ayrıca bu sayede diyabet ve obeziteye bağlı hastalıklar da tedavi edilmektedir.

Ameliyata hazırlık
Ameliyat öncesi rutin ameliyat hazırlıklarına ek olarak kan tetkikleri (kan saymı, kan şekeri, HbA1c, gibi), hormon tetkikleri (T3, T4, TSH gibi), karaciğer ve safra yolları ultrasonografisi, üst gastrointestinal sistem endoskopisi gibi tekikler yapılır. Ameliyat öncesi yaklaşık 2 hafta kadar sulu diyet önerilir. Bu diyet hastaların ameliyat sonrası döneme daha kolay uyum sağlamalarını sağlarken ameliyatın da daha kolay ve güvenli geçmesini sağlar. Sigara içenler ameliyat öncesi sigarayı bırakmalıdır. Sigara yara iyileşmesini etkileyerek ameliyat sonrası komplikasyon oranlarını arttırmaktadır.

Tüp Mide Ameliyatı (Sleeve gastrektomi)
Ülkemizde ve dünyada en çok uygulanan ameliyattır. Ameliyat yönteminin basit ve etkili bir tedavi olması nedeniyle tercih edilmektedir. Ancak doğru teknik ile etkili sonuçlar alınabilmektedir. Mide tüp haline getirilir ve yaklaşık olarak %70-80’i çıkarılır. Çıkarılan mide kısmı sayesinde hem açlık hissi azalır hem de doyma zamanı hızlanır. Böylece az yemek yiyerek doyulmuş olur. Bu ameliyat VKİ < 50 olan hastalarda en ideal ameliyatlardandır. Ameliyat sonrası 2 yıl içinde önerilen beslenme alışkanlıklarına uyum sağlanırsa fazla kiloların yaklaşık %75’i verilir. Vitamin ve mineral eksikliklerinin en hafif olduğu ameliyatlardandır. Ameliyat sonrası 1. günden itibaren kontrol grafilerinde kaçak yoksa gıda alımına başlanır. Gastrik Bypass (Roux-en Y veya mini gastrik)
Gastrik bypass adından da anlaşılacağı gibi sindirim sisteminin bir bölümünün bypass edilerek gıdaların daha az emilmesine sebep olan bir işlemdir. Bu işlemde midenin hacmi küçültülerek bağırsağın yaklaşık 100-150 cm’si bypass edilerek küçültülen mide bağırsakla birleştirilir. Böylece ağızdan alınan gıdalar midenin büyük bir bölümü (yaklaşık %90), oniki parmak bağırsağı ve 100-150 cm lik ince bağırsağa uğramadan sindirim sisteminden atılır. İki şekilde yapılır; Roux-en Y veya minigastrik bypass. Her iki yöntemin de benzer etkileri vardır. Bu ameliyatla fazla kiloların yaklaşık %80’i kaybedilir. Özellikle tip 2 diyabeti olan obez hastalarda etkili bir yöntemdir. Daha çok şekerli ve karbonhidratlı gıdaları aşırı tüketen morbid obezlerde önerilir. Reflü şikayeti olan hastalarda da tüp mide ameliyatına göre daha etkili bir işlemdir. Bu ameliyat sonrası özellikle demir, kalsiyum, D vitamini, B12 vitamini eksiklikleri gelişebilir. Bu yüzden düzenli takipler yapılmalıdır.

Tüp Mide ve Loop Duodenojejunal Bypass (Biliyoenterik diversiyon)
Bu ameliyatta tüp mide yapıldıktan sonra oniki parmak bağırsağı yaklaşık 200 cm lik ince bağırsak bypass edilerek sindirim sistemine bağlanır. Aynı zamanda bir metabolik cerrahi işlemdir. Fazla kiloların %85-90’ı bu ameliyat sonrası kaybedilir. Tip 2 diyabet gibi metabolik hastalıklar tedavi edilir. VKİ >50 olan super obez hastalara önerilebilir. Bu ameliyatın yan etkileri ise bazı mineral ve vitaminlerde ciddi eksikliklere sebep olmasıdır.

Bu ameliyat sonrası özellikle demir, kalsiyum, D, B1, B2, B12 vitamini ve eser element eksiklikleri gelişebilir. Bu yüzden düzenli takipler yapılmalıdır.

Mide Kelepçesi (Ayarlanabilir mide bandı)
Obezite cerrahisinin başlangıç yıllarında çok etkili bir tedavi olarak ortaya çıkmıştır. Midenin üst bölümüne ayarlanabilir balon yardımıyla bir kelepçe yerleştirilir ve mide hacmi 30-50 ml olarak ayarlanır. Bu balon ciltaltına yerleştirilen bir rezervuarın içine enjektör yardımıyla uygulanan sıvı yardımıyla şişirilir veya sıvı çekilerek indirilir. Hastalar çoğu zaman katı gıdaları yemede güçlük çekerler ve düzenli aralıklarla haftada 1 veya 2 doktora gidip balonun şişirilip indirilmesi gerekebilir. Zayıflayınca aynı zamanda mide yağ dokusu da azalacağından balon gevşeyebilir o yüzden tekrar şişirmek gerekebilir. Fazla kiloların yaklaşık %70’i bu işlemle verilebilir. Ancak hasta açısından ameliyat sonrası dönem çok konforlu olmayabilir. Ameliyat riski en az olan yöntem olmakla birlikte ameliyat sonrası kelepçenin kayması, mide içine kaçması veya ciltaltında bulunan rezervuarın ciltten çıkması gibi komplikasyonları olabilir.

Bazen de super obez hastalarda daha büyük bir ameliyata (gastrik bypass veya biliyoenterik diversiyon) hazırlık için mide kelepçesi takılabilir.

Gastrik bypass veya biliyoenterik diversiyon uygulanan hastalarda ameliyat sonrası dönemde safra taşları oluşabilir. Bu yüzden aynı seansta safra kesesi alınmalıdır (kolesistektomi). Tüp mide ve mide kelepçesi uygulanan hastalarda safra taşı veya çamuru yoksa kolesistektomi önerilmez.

Günümüzde minimal invazif girişimler obezite cerrahisinde standart hale gelmiştir. Bu sayede sonuçlar daha iyi olmakta, komplikasyon oranları azaltılmakta, iyileşme hızlanmakta ve maliyet azaltılarak obezitenin optimal uzun dönem tedavisi sağlanmaktadır.

Genel cerrahide robotun kullanımı giderek artmaktadır. Robotik teknoloji sayesinde 3-boyutlu görüş sağlanmakta, cerrahi aletlerin hareket alanı genişlemektedir.

Obezite cerrahisinde robotun kullanımı 1999 yılına kadar uzanmaktadır.

Laparoskopik cerrahiye benzer olarak robotik cerrahinin gelişimi bu teknolojinin faydalarının farkına varan ve ameliyatlarında bu teknolojiyi günlük ameliyatlarında kullanan cerrahlar tarafından sürdürülmektedir. Obezite cerrahisi önerilen hastalar aynı zamanda robotik cerrahi için de ameliyat adayıdırlar.

Obezite cerrahisindeki en büyük sorunlardan biri kiloya bağlı ameliyat zorluklarıdır. Robotik yöntem sayesinde hastanın karnına açılan dört ya da beş adet 8mm’lik delik sayesinde robotun kolları hastanın karnına yerleştirilir ve ameliyat bu deliklerden tamamlanır. Bu sayede ameliyat sırasında kan kaybı ve kesinin büyüklüğü de en azına indirilebilir. Ayrıca robotik cerrahi ile laparoskopik cerrahinin avantajlarından da yararlanılarak hastaların enfeksiyon riski azalmakta, günlük aktivitelere dönüş süresi kısalmaktadır.

Gastrektomi sonrası stapler hattının (kesi hattı) dikilmesinde veya ameliyat esnasında saptanan hiatal fıtığın (mide fıtığının) dikişle tamirinde robotik yöntem üstünlük sağlamaktadır. Ayrıca çok sayıda dikiş atmanın gerekli olduğu gastrik bypass, duodenojejunal bypass gibi ameliyatlarda robot, cerrahın işini oldukça kolaylaştırmakta ve hastaya güvenli bir ameliyat sunmaktadır. Özellikle dar alanda çalışılan ve çok sayıda dikişin gerekli olduğu onikiparmak bağırsağı ve mide anastomozlarında, robot, cerrahın ameliyat süresini kısaltmakta ve işini kolaylaştırmaktadır. Ayrıca daha önce obezite ameliyatı olmuş ve tekrar ameliyat gerektiren hastalarda robotik yaklaşımda açığa geçme oranı oldukça düşüktür. Bunun sebebi, robotun daha iyi görüş açısına sahip olması, daha hassas ve ince disseksiyona imkan vermesi ve robot yardımıyla daha kolay dikiş atılabilmesidir.

Robotik platform cerrahlara daha iyi bir görüş açısı (üç boyutlu), daha geniş hareket alanı ve daha iyi ergonomi sağlamaktadır. Gelecekteki yenilikler ve çalışmalarla birlikte obezite ameliyatlarında robotun yeri giderek artacaktır.

Obezite ameliyatlarında bireyin durumu göz önüne alındığında riskli gibi görünse de ameliyat komplikasyonları normal bir mide ameliyatına göre farksızıdır.

Ameliyata bağlı en sık görülen komplikasyonlar:
1- Kanama
2- Stapler hattından kaçak
3- Karın içi apse
4- Darlık gelişimi

Bunun yanında ek hastalıklara ve obezitenin şiddetine göre de komplikasyonlar vardır. Bunlar; derin ven trombozu (bacak damarlarında pıhtı oluşması), pulmoner emboli (akciğer damarlarında pıhtı oluşması) ve solunumsal problemlerdir.

Komplikasyonların nedenleri:
1- Cerrahi teknik
2- Hastanın eşlik eden hastalıkları
3- Sebebi bilinmeyen nedenler

Kanama, herhangi bir nedenle mide ameliyatı geçiren hastalarda görülme oranından daha fazla değildir. Ameliyat sonrası genellikle ilk 1-2 günde görülebilir. Hastada halsizlik, solukluk, terleme gelişebilir, karın dreni varsa drenden kan gelmesi, tansiyonunun düşmesi ve kan değerlerinin düşmesi ile kendini gösterir. Genellikle kanama dikiş hattından olmaktadır. Kanama genellikle kan ve sıvı tedavisiyle kendiliğinden durur. Eğer devam ederse endoskopik tedavi ile durdurulur. Nadiren cerrahi tedavi (yeniden ameliyat) gerekir. Kanama olduğunda kaçak ve darlık riski artabilir.

Stapler hattından kaçak oranı tüp mide ameliyatlarında diğer gastrik bypass gibi ameliyatlara göre biraz daha fazla görülebilmektedir. Bunun nedeni daha uzun bir kesi hattı olması ile ilişkili olabilir. Klinikte ateş yüksekliği (Ateş>38,5 derece), drenlerden mide içeriği gelmesi, solunum sıkıntısı, karın ağrısı ve huzursuzluk hissi olabilir. Ameliyat sonrası ilk 1 hafta içinde görülebilir. Böyle bir durumda beslenme durdurulur. Damar yoluyla sıvı ve antibiyotik tedavisine başlanır. Bazen mideye endoskopiyle stent (tüp) ve karın içine tomografi veya ultrasonografiyle drenler yerleştirilerek kaçağın kontrol altına alınması sağlanır. Bu yöntemlerle kontrol edilemeyen kaçak durumunda ameliyat gerekebilir. Böyle bir durumda hasta yoğun bakım şartlarında takip edilmektedir.

Karın içi apse, kaçak olan hastalarda görülebilmektedir. Küçük kaçaklar apseleşebilir. Klinikte hastalarda ateş yüksekliği, karın ağrısı, omuz ağrısı ve solunum sıkıntısı olabilir. Böyle bir durumda drenaj (tomografi veya ultrasonografi altında dren konulması) uygulanır. Antibiyotik tedavisi ve oral gıda alımının bir süre kesilmesi sonrasında apse geriler.

Darlık gelişimi, obezite ameliyatlarından sonra gelişen diğer bir komplikasyondur. Hem sleeve gastrektomi hem de diğer ameliyatlarda dikiş hatlarının herhangi bir yerinde teknik nedenlere bağlı veya yapısal duruma bağlı darlık gelişebilir.
Ameliyat sonrası dönemde çekilen grafiyle tanı konabilir. Erken dönemde gelişen darlıkların sebebi daha çok dikiş hattında meydana gelen ödeme bağlıdır ve geçicidir. Ancak teknik bir sorun varsa bu darlık alanı devam edecektir. Endoskopik dilatasyon veya stent ile tedavi edilebilir. Bazen tekrar ameliyat gerekebilir.

Morbid obezite kendi başına bireyin hayatını tehdit eden bir durumdur. Cerrahi işlem obezitenin giderilmesinde çok etkili bir yöntemdir. Komplikasyon oranı bir mide ameliyatı komplikasyon oranından çok daha fazla olmamakla birlikte tedavi edilmeyen obez kişilerin bu durumlarına bağlı zaten komplikasyon riskleri bulunmaktadır. Multidispliner ortamda çalışan merkezlerde komplikasyon oranları çok düşüktür. Komplikasyon geliştiğinde komplikasyon tedavisinin bir an önce yapılması gerekir. Komplikasyon tedavisi genel cerrah, yoğun bakım doktoru, endoskopist ve girişimsel radyoloğun olduğu multidisipliner bir ortamda yürütülmelidir.

Ameliyat sonrası dönemde takip zamanları hastalara verilen bir kitapçıkta ayrıntılı olarak bildirilir. Yine bu kitapçıkta gıda alımının nasıl sürdürüleceği ile ilgili ayrıntılı bilgiler yer almaktadır.

Obezite ameliyatlarından sonra uyku apnesi, hipertansiyon, hiperkolesterolemi, hipertrigliseridemi, tip 2 diyabet, aşırı kiloya bağlı eklem, diz ve bel ağrıları ameliyatın şekline göre %80-100 oranlarında düzelir. Düzelmeyen hastalarda da ilaç kullanım dozları düşer. Bu yüzden cerrahi tedavi obezitenin komplikasyonlarının giderilmesi açısından çok etkilidir.

Did you find apk for android? You can find new Free Android Games and apps.